So-Too-Very

“So”,” too” ve “very” birbirine çok benzeyen kelimelerdir ve bu yüzden hep birbiriyle karıştırılır. Üçü de “çok “anlamına gelmekle birlikte kullanımları farklıdır. Şimdi aralarındaki farklılıklara birlikte bir göz atalım.

 

So

 “So” neden sonuç ilişkisini göstermek için kullanıldığından genellikle “that” ile birlikte kullanılır. Hem olumlu hem de olumsuz sıfatlarla kullanılabilir.

 

Örnek:

The box was so heavy that she asked her friend for help. (Kutu o kadar ağırdı ki arkadaşından yardım istedi.)

The car was so expensive that she borrowed some money from her parents. (Araba o kadar pahalıydı ki ailesinden borç para aldı.)

It is so hot that I hardly breathe. (Hava o kadar sıcak ki zor nefes alıyorum.)

“that” olmadan kullanımına ise günlük konuşma dilinde rastlarız.

 

Örnek:

It’s so amazing! (Öyle muhteşem ki!)

It’s so good! (Çok iyi!)

I’m so happy. (Öyle mutluyum ki!)

 

so too very
I’m so happy. (Öyle mutluyum ki!)

 

 

Very

Bir sıfatı vurgulamak, onu daha da güçlü kılmak için kullanılır.

 

Örnek:

The scenery is beautiful. (Manzara çok güzel.)

It’s very cold outside, but I’ll go to the concert. (Dışarısı çok soğuk, ama konsere gideceğim.)

The tea is very hot, but I can drink it. (Çay çok sıcak, ama içebilirim.)

The box is very heavy, but I can carry it. (Kutu çok ağır, ama taşıyabilirim.)

Örneklerden de görüldüğü üzere “very” hem olumlu hem de olumsuz anlam taşıyan sıfatlarla kullanılabilir. Olumsuz olanlarla kullanıldığında o şeyin “çok fazla” olduğunu (çok soğuk, çok sıcak, çok ağır), ama yapacağımız şeyi engellemediği anlamını verir. Yani çay çok sıcak olabilir, ama içmemize engel değil ya da kutu çok ağır olabilir ama taşımamıza engel değil.

“Very” bir sıfatı daha güçlü kıldığı için zaten vurgulu olan sıfatlarla (strong adjectives) birlikte kullanılmaz. Örneğin; exhausted, wonderful, huge gibi sıfatlarla birlikte “very” kullanmayız. Ama onun yerine “really kullanabiliriz.

 

Örnek:

I am very tired. / I am (really) exhausted.

 

so too very
The tea is very hot, but I can drink it. (Çay çok sıcak, ama içebilirim.)

 

Too

Bir şeyin aşırı, çok fazla olduğunu ve bu yüzden de bir probleme neden olduğunu ya da bir hareketimizi kısıtladığı anlamını verir. Aynı örnekler üzerinden giderek “too” ve “very” arasındaki farkı daha iyi görebiliriz:

It’s too cold outside to go to the concert. (Dışarısı konsere gidemeyeceğim kadar soğuk)

The tea is too hot to drink. (Çay içemeyeceğim kadar sıcak.)

The box is too heavy to carry. (Kutu taşıyamayacağım kadar ağır.)

It is too late. (Çok geç.)

Örneklerden de gördüğümüz üzere “too” olumsuz sıfatlarla kullanılır ve olumsuz olan durum yapacağımız şeyi engeller. Yani çay çok sıcak olduğundan onu içemeyiz ya da kutu o kadar ağırdır ki taşıyamayız. Hangi hareketimizi engellediğini söylemek için genellikle “too+sıfat+to+fiil” yapısı ile birlikte kullanılır.

“Too” olumlu sıfatlarla “çok çok” demek için kullanılmaz.

 

Örnek:

The scenery is too beautiful. YANLIŞ

Manzaranın çok güzel olması olumsuz bir durum değil ve herhangi bir hareketimiz de engellemiyor.

Olumlu sıfatlarla konuşma dilinde eğer iğneleyici olmak istiyorsak kullanabiliriz, o zaman da kinayeli bir anlamı olur. “Too”yu söylerken de üstüne bastırarak vurgulu bir şekilde söyleriz.

 

Örnek:

Sometimes she is too helpful.

Örneğin etrafındaki insanlar kişinin iyi niyetini kullanıyorsa "gereğinden fazla, olumsuz anlamda çok yardımsever” olduğunu söylemek için “too” kullanabiliriz.

 

 

Sdílej se svými přáteli
Related Posts