Hayrettin'in Kaplan Anıları II

Yurtdışına çıkmak her zaman ayrı keyif ve heyecan olmuştur. Tabii işin içine dil eğitimi ve Amerika girince bu duygular daha da artıyor. 14 saatlik yolculuk sonunda Los Angeles’a vardım. Uçak alçalmaya başlayınca gördüğüm şehir, uçaktan inince yüzüme vuran hava o kadar güzeldi ki kendi kendime iyi ki burayı seçmişim dedim.

Öğrenci gibi yaşamayı planlamıştım ve önceden ayarladığım öğrenci evine yerleştim. Ev tam bir fıkra gibiydi; bir Çinli bir Meksikalı bir de bendeniz Hayrettin.  Ertesi gün okul var, erken yatmalıydım. Sabah biraz jetlag etkisi, biraz heyecan, normalde öğlen uyanan beni saat 6’da kaldırdı. Hazırlanıp okula gittim, okula girince her ülkeden gelen yüzlerce öğrencinin arasında buldum kendimi. Bir hoşgeldin toplantısı ve seviye sınavının ardından sınıfıma yerleştirildim.

Ertesi gün...

İkinci günüm ve sınıfa ilk girişim… Biraz stres oluyor insan, ne de olsa ilk kez hiç bilmediği bir deneyim yaşayacak. Sınıfta yaklaşık 15 öğrenciden biriyim ve bir de hocamız var. O kadar enerjik ki yerinde duramıyor. Sabah sabah bu enerjiyi nereden bulduğunu anlamak zor. Konuşuyor, bir şeyler anlatıyor ama dil bilmeden hocayı anlayıp hem de dili öğrenmek nasıl olacak? Hem Türkçe altyazı da yok.

Zor gözüküyor

1.hafta…

Biraz sıkılıyorum, çünkü anlamaya çalışıp anlayamamak yoruyor insanı, hala nasıl dil öğreneceğimi düşünüyorum.

15. gün…

Biraz sıkıntılı geçen 15 günün sonunda, anlatılanları anlamaya başladım. İlk günlerdeki ‘aklımda Türkçe karşılığı olmadan bu iş nasıl olacak’ sorularından artık eser kalmadı. Zaman geçirip dile adapte olmak gerekiyormuş; artık yavaş yavaş anlayabiliyorum.

3. ay...

Artık konuşulan her şeyi büyük oranda anlayabiliyorum; ama hala konuşma ile ilgili sıkıntılar var. Bakalım ne zaman konuşmaya başlayacağım?

[gallery]

Hayrettin'in Kaplan deneyimini yakından takip etmek için bu sayfayı ziyaret edin.

Paylaş